Kripto Dünyasını Sarsan Büyük Tasfiyenin Gerçek Nedenleri

Kripto Dünyasını Sarsan Büyük Tasfiyenin Gerçek Nedenleri

Şubat 18, 2026 0 Yazar: Yusuf Kara

Kripto para piyasaları, 10 Ekim tarihinde son yılların en dramatik ve sarsıcı günlerinden birine tanıklık etti. Sadece yirmi dört saatlik bir zaman dilimi içerisinde, hem merkezi borsalarda hem de merkeziyetsiz finans protokollerinde yaklaşık 19 milyar dolarlık devasa bir pozisyonun tasfiye edilmesi, dijital varlık dünyasında adeta bir şok dalgası yarattı. Bu olay, piyasanın ne kadar kırılgan olabileceğini gösterirken, aynı zamanda küresel ekonomik sistemle ne kadar iç içe geçtiğini de kanıtlayan bir örnek olarak kayıtlara geçti.

Binance platformunun Eş CEO’su koltuğunda oturan Richard Teng, 12 Şubat 2026’da gerçekleştirilen Consensus Hong Kong zirvesinde yaptığı konuşmada, bu büyük çöküşün perde arkasındaki dinamikleri detaylı bir şekilde analiz etti. Teng’e göre, 19 milyar dolarlık bu tarihi likidasyon dalgası, tek bir nedenden kaynaklanmıyordu; aksine birden fazla negatif küresel gelişmenin aynı anda devreye girmesiyle oluşan bir “mükemmel fırtına” söz konusuydu.

Küresel Ekonomik Gerilimler ve Makro Faktörlerin Etkisi

10 Ekim’de yaşanan sarsıntının kökleri sadece kripto ekosistemiyle sınırlı değildi. O gün, geleneksel finans piyasaları da oldukça ağır bir baskı altındaydı. Amerika Birleşik Devletleri’nin Çin’e karşı uygulamaya koyduğu yeni gümrük vergileri ve buna karşılık Çin’in stratejik öneme sahip nadir toprak metallerinin ihracatına kısıtlama getirmesi, küresel piyasalarda risk iştahını bıçak gibi kesti. Bu jeopolitik gerginlik, yatırımcıların en riskli varlıklardan hızla kaçmasına neden oldu.

Geleneksel piyasalardaki bu korku iklimi kripto paralara da anında sirayet etti. Richard Teng, o gün ABD hisse senedi piyasalarında yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık bir değer kaybı yaşandığını hatırlatarak, kripto piyasasındaki 19 milyar dolarlık tasfiyenin aslında bu büyük tablonun bir parçası olduğunu vurguladı. Ancak kripto piyasasının toplam hacmi, geleneksel piyasalara göre daha küçük olduğu için, bu miktar oransal olarak çok daha yıkıcı bir etki yarattı ve fiyatların kontrolsüz bir şekilde gerilemesine yol açtı.

Sabit Coin Krizi ve Likidasyon Mekanizmasının Tetiklenmesi

Piyasadaki yangını körükleyen en kritik unsurlardan biri, normal şartlarda “güvenli liman” olarak kabul edilen bir sabit coinin (stablecoin) değer kaybetmeye başlamasıydı. Fiyatının 1 dolar seviyesinin altına sarkması, yatırımcıların sisteme olan güvenini sarsarak paniği en üst seviyeye taşıdı. Kripto piyasasında marjinli ve kaldıraçlı işlem yapan yatırımcılar için bu durum bir felaket senaryosuydu. Teminat değerlerinin hızla erimesiyle birlikte, borsaların otomatik tasfiye sistemleri devreye girdi.

Likidasyon süreci genellikle birbirini besleyen bir döngü şeklinde ilerler. Bir pozisyon kapandığında piyasaya satış emri girilir, bu satış fiyatı daha da aşağı çeker, fiyat düştükçe yeni pozisyonlar likidasyon seviyesine ulaşır. 10 Ekim akşamı, özellikle ABD Doğu Saati ile 21:00 sularında bu döngü durdurulamaz bir noktaya ulaştı. Satış baskısı o kadar yoğundu ki, bazı platformlarda yaşanan teknik yavaşlamalar ve transfer gecikmeleri, yatırımcıların teminat ekleyerek pozisyonlarını kurtarmalarını imkansız hale getirdi.

Büyük Ölçekli Platformların Kriz Yönetimi ve Binance Örneği

Yaşanan bu büyük volatilite döneminde, dünyanın en büyük işlem hacmine sahip borsalarının nasıl bir performans sergilediği de büyük bir merak konusuydu. Richard Teng, Binance özelinde yaptığı değerlendirmede, platformun bu devasa dalgalanmaya rağmen operasyonel olarak ayakta kaldığını ifade etti. Teng’in paylaştığı verilere göre, 2025 yılında toplamda 34 trilyon dolarlık devasa bir işlem hacmine aracılık eden Binance, 10 Ekim krizinde de kullanıcılarının büyük çoğunluğunun panik halinde sistemden çıkış yapmadığını gözlemledi.

Binance yönetimi, bu süreçte likidite akışını kesintisiz tutmak ve teknik altyapıyı stabilize etmek adına yoğun bir çaba sarf etti. 300 milyondan fazla kullanıcıya sahip olan bir platform için bu tür anlar en büyük sınav niteliğindedir. Teng, bazı kullanıcıların transfer süreçlerinde zorluk yaşadığını kabul etse de, şirketin destek ekipleri aracılığıyla bu sorunları çözmek için aktif bir tutum sergilediğini ve verilerin piyasa genelindeki paniğe rağmen platforma olan güvenin sürdüğünü gösterdiğini belirtti.

Yatırımcı Profilindeki Değişim ve Gelecek Beklentileri

Richard Teng, konuşmasının bir bölümünde piyasanın değişen yapısına da dikkat çekti. Geçmiş yıllardaki boğa piyasalarına kıyasla bireysel yatırımcı ilgisinin şu an daha dengeli bir seviyede olduğunu belirten CEO, kurumsal katılımın ise her geçen gün arttığını söyledi. Hedge fonlar, büyük portföy yönetim şirketleri ve kurumsal hazineler, artık kripto paraları portföy çeşitlendirmesi için vazgeçilmez bir araç olarak görüyor.

Kurumsal yatırımcıların piyasadaki varlığı, volatiliteyi tamamen bitirmese de piyasanın daha profesyonel bir zemine oturmasını sağlıyor. 19 milyar dolarlık tasfiye dalgası her ne kadar korkutucu görünse de, Teng’e göre bu tür olaylar piyasanın aşırı kaldıraçtan temizlenmesine ve daha sağlıklı bir yapıya kavuşmasına yardımcı oluyor. Uzun vadeli bakıldığında, kripto ekosisteminin teknolojik gelişimi ve kurumsal benimseme süreci, bu tür geçici sarsıntıların ötesinde bir potansiyel barındırmaya devam ediyor.

Sonuç olarak, 10 Ekim’de yaşananlar sadece bir fiyat düşüşü değil, küresel finansal sistemin birbiriyle ne kadar entegre olduğunun acı bir hatırlatıcısıydı. Ticaret savaşları, sabit coin güvenilirliği ve teknik altyapı dayanıklılığı gibi unsurların hepsi bu büyük tasfiyede rol oynadı. Kripto dünyası, bu dersleri cebine koyarak ve kurumsal sermayenin desteğiyle yoluna devam ederken, yatırımcıların makroekonomik gelişmeleri en az grafikler kadar yakından takip etmesi gerektiği bir kez daha anlaşıldı.